Tan Meer

Description:

Dindar, döver…

Bio:

kırbacın vınlamasını duydum. kedi hocanın gözlerine başımı salladım öne doğru, bir yetimhane piçinin şerefsiz şerefiyle. gözler kaybolur ve önümde taş ocağının tozlu toprağı belirirken yana yuvarlandım, sağıma baktım, büyük bir taşı ittim kırbacın üzerine anında. zorrad “ne o piç? adam mı oldun başımıza?” derken kırbacı çekmeye çalıştı. gelmedi. bir kere daha çekecek oldu, gelmedi. ama ben ona doğru geliyordum. zorrad kırbacı bir kere daha çekiştirmeye kalkınca, kırbaç koptu. o öfkeyle kırbacı yere atıp, hançerine davranırken, ben kendimi ona fırlatmıştım bile. bu numarayı yetimhane’de elden ele dolaştırmaktan yıpranmış bir romandan görmüştüm ve yapmaya and içmiştim. “Şen Haramiler”di romanın adı ve Caleb diye kel bi savaşçı illa ki böyle akrobasilere girişiyordu. çocukken çok hoşuma giderdi caleb’le arkadaşlarının maceralarını okumak. bizim çocuklar da hastasıydı, hatırlıyorum. romanın son cildi kayıptı. o kayıp cildi yıllar sonra buldum. ama inat ettim, okumadım. büyüyü bozmak istemedim. zorrad’ı gebertmek istiyordum ama. köpeği yere düşürdüm. hançerini savurmayı başardı. boynumun altında, köprücük kemiğime doğru uzanan iz oradan kalmadır. bir ayağımla var gücümle doğrulup hançeri tutan elinin üzerine bastım. bir iki parmağı kırdığımdan emindim. ama zaferimden erken emin oldum. boşta kalan eliyle enseme çok kötü vurdu. gözüm karardı, yan düştüm. “piç…” dediğini duyuyordum nefes nefese, arkamda, önümde, bir yerlerde… “senle işim bittiğinde köpekler bile yemeyecek ardından kalanları. piç…” hala göremiyordum. sakince durdum. “piç…” derkenki nefesi sağ yanağıma çarptı. döndüm, kafamı kulağının olduğunu tahmin ettiğim tarafa attım ve ısırdım. var gücümle ısırdım. tam olmasa da tutturmuştum hedefi, ellerim boynunu bulmuştu bile yavşağın. ısırmaya devam ettim, koparıp attım kulağını. gözlerim açıldı o sırada, kendime geldim. yerde başınn sol tarafını tutmuş kanlar içinde yatıyordu. kırbacın kopuk kısmını aldım. yeterince uzundu. doladım başının etrafına, sıktım, sıktım, sıktım. bu noktadan sonra kolay geberdi. nefes nefese etrafıma bakındım. diğer işçiler korku içinde bana bakıyordu. başımı kaldırdım, uzaktaki ocaklardan diğer ustabaşılar geliyordu bize doğru. zorrad’ın üzerindeki hançeri, para kesesini aldım. koşmaya başladım. ağaçların içine doğru. sonra bir şey aklıma geldi. geri döndüm. ağaçta bağlı atı duruyordu ölü şerefsizin. kestim atladım üzerine. at yolları biliyordu. deh! dedim. deh ulan! deh! deh!
clericgangbangers.png

Tan Meer

Kingmaker caleb_quanthar